REKABETÇİ YAKLAŞIM VE DOĞURDUKLARI


 

Anadolu köylüsü, çilekeş kadın kendi çocuklarına kızdığı zaman, gayr-i ihtiyari bir küfür savurur: “Cavırın dölleri, cavır!” Aslında kocasına gönderiyordur lafı. Adam altta kalır mı, yapıştırır hemen; “Eşşek doğurdukları diyeceksin!”

O hesap, “rekabetçi yaklaşım ve doğurdukları,” deyince pek de hayırlı bir şeylerin doğmadığı anlaşılıyordur.

MIT Kolektif Zekâ Merkezi ve Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, ortalama iq’ya sahip bir grup öğrenci ile yüksek zekaya sahip bir öğrenciye aynı anda, aynı problem verilir. Ve doğru çözüme en kısa sürede varan zeka tipi, ortalama zekaya sahip gruptur. Aynı deney yüksek zeka grubuna da uygulandığında ortalama zekaya sahip grubun başarısına ulaşamadıkları gözlemlenir.
Deney sonuçlarındaki raporda; başarının zekaya bağlı olmadığı vurgulanmış, bunun yerine grup dinamiği, sosyal uyum ve kolektif çalışmaya elverişli iletişim becerilerinin rol oynadığına yer verilmiştir.

Anadolu köylüsünden MIT’ye uzanan bu yolculuğun devamı, eğitim hayatım boyunca öğrencilerime uyguladığım “Biz kardeşiz ve birbirimize yardım ederiz” felsefesine doğru yön buluyor.

Her ünitede gruplara ayırdığım öğrencilerin hepsi birden aynı ünitenin yan başlıklarına birlikte çalışıyorlar. Diyelim ki sınıf 30 kişi olsun. 6’şar kişilik 5 grup eder. Gruplar arasında rekabet olmaması için, her grup aynı ünite konularını farklı bir yöntemle anlatma görevi alır. Örneğin birinci grup üniteye uygun posterler hazırlama, bir diğeri büyük ebatlı bir kartona küçük post-itlerle ünite özetini yazma, diğeri, üniteye uygun bulmaca - bilmece hazırlama, öteki oyun kurgulama ve drama gösterisi, sonuncusu da şiir ve şarkılarla ifade etme görevi alır. İşin püf noktası ünitenin işlenme basamaklarında hazırlık sürecine tüm öğrencileri dahil edebilmektir. Yukarıdaki görev dağılımından önce, hazırlık aşamasında tüm sınıfla birlikte yeni bir üniteyi öğrenme sürecimizde hangi yöntemler olsa daha mutlu olurduk ve daha iyi anlardık sorusuna verecekleri yanıtların alt alta tahtaya yazımı ile başlanır. Dolayısıyla drama yönteminden oyunlara, bulmacalara şarkılara şiirlere kendilerinin varması ve istemesi sağlanmış olur. Her ünitede gruplar ve görevler değişir. Hazırlık, işleme, sunum ve değerlendirme süreçleri ile bir üniteye verilen süre tamamlanır.

Kısaca değindiğim bu yöntemi, grup çalışmalarını da fotoğraflayarak ve detaylandırarak anlattığım makalem, Active Learning Seminerleri sürecinde tanıştığım Catherine Swoeline hanımın desteği ile Amerika’da yayımlanan, Education dergisi 2005 Nisan sayısında yayınlandı.

Bizim insanımız genetik olarak rekabetçi yaklaşımdan ziyade el ele vermeye, birlikten güç devşirmeye yatkındır. Değilse bile, kökü yardımlaşmaya dayalı bu tarz etkinlikler ortalama zekaların da kendilerini gösterebilmelerini, bireysel becerilerini keşfetmelerini, öz farkındalıklarını geliştirmelerini sağlar.

Rekabetçi yaklaşımlar bireylerin kendi içlerine kapanmalarına ve toplumdan uzaklaşmalarına sebep olabilecek aşağılık kompleksine kapılmalarına sebep olabilir. Rekabet ile otuz kişilik sınıftan en fazla sadece üç kişiyi öne çıkarabilirsiniz. Çünkü her yarışmanın ilk üçü olur. Dördüncüyü zaten kimse takmaz. Ya geri kalanlar? Onlar çöp mü?  

Yorumlar